Velayet, yalnızca bir hak değil; aynı zamanda ana ve babaya çocuğun bakım, eğitim, temsil ve mallarının yönetimi konusunda yüklenen bir sorumluluktur. Türk Medeni Kanunu’na göre, evli ebeveynler velayeti birlikte kullanırken; evlilik sona erdiğinde veya evli olmayan ebeveynler söz konusuysa velayet esasen anneye aittir. Ancak bazı durumlarda, boşanmadan sonra çocuğun üstün yararı doğrultusunda velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.
(Hukuki bilgi niteliğindedir; somut olayların özelliklerine göre her dosya ayrı değerlendirilmelidir.)
Velayetin değiştirilmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, re’sen veya anne ve babadan birinin talebi üzerine gerekli önlemleri alır.”
Bu “gerekli önlemler”den biri de velayetin değiştirilmesidir. Ancak değişiklik için yeni bir olgu, bu olgunun velayet değişikliğini zorunlu hale getirmesi ve çocuğun üstün yararının gerekliliği şarttır. Hakim bu unsurları değerlendirerek, hem talep üzerine hem de re’sen velayet değişikliğine karar verebilir.
Velayetle ilgili her değerlendirmede temel ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke hem ulusal düzenlemelerde (TMK m.339, 346, Çocuk Koruma Kanunu m.4) hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde (BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.3, Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi m.1) açıkça güvence altına alınmıştır.
Çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişimi bakımından hangi ebeveyn yanında kalmasının uygun olacağı değerlendirilirken, hakim salt ekonomik olanaklara değil, çocuğun duygusal ve psikolojik refahına da odaklanmak zorundadır.
Kanun, bazı hallerde açıkça velayet değişikliğini gerekli kılmaktadır:
Taraflardan birinin evlenmesi tek başına velayet değişikliği sebebi değildir. Ancak bu yeni evlilik çocuğun bakımını ihmal edilmesine veya yeni aile düzeninin olumsuz etkisine yol açıyorsa değişiklik gündeme gelir. Örneğin, velayet sahibi ebeveynin çocuğu büyükanneye terk etmesi ya da ilgisiz davranması durumunda hâkim velayeti değiştirebilir.
Velayet sahibi ebeveynin başka bir yere taşınması da önemli bir olgudur. Fakat geçici nitelikteki seyahatler ya da mesleki görevle yapılan kısa süreli bulunmalar velayet değişikliğine gerekçe teşkil etmez. Ancak, ebeveynin çocuğu sürekli olarak başka kişilere bırakması halinde değişiklik kaçınılmaz olur.
Velayet sahibi ölürse hâkim, re’sen velayetin diğer ebeveyne veya uygun görülen bir vasiye devrine karar verir. Ölüm sebebi veya koşulları (örneğin, diğer ebeveynin çocuğa yönelik tehlikeli davranışı) bu değerlendirmede etkili olabilir.
Yeni düzenlemeyle, TMK m.183’e eklenen hüküm uyarınca, çocukla kişisel ilişki kurma hakkının sürekli engellenmesi artık kanuni bir velayet değişikliği sebebi olmuştur. Mahkeme bu durumda taraflara uyarı yapabilir ve ihlalin devamı halinde velayeti değiştirebilir.
Hükümde “gibi” ifadesinin kullanılması, benzer nitelikteki durumların da değerlendirilebileceği anlamına gelir. Örneğin:
Velayetin değiştirilmesi yalnızca velayeti kullanacak ebeveyni değiştirir, kurumun kendisini ortadan kaldırmaz. Buna karşılık, velayetin kaldırılması (TMK m.348) çocuk koruma açısından en ağır tedbirdir ve her iki ebeveynin de velayet hakkını sona erdirir. Bu durumda çocuğa vasi atanır.
Velayetin değiştirilmesi davası, basit yargılama usulüne tabidir ve aile mahkemesinde görülür. Görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise genellikle davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak çekişmesiz yargı niteliği taşıdığından, davacının ikamet yeri de yetkili sayılabilir.
Davacı çoğunlukla velayet hakkı olmayan ebeveyndir; davalı ise mevcut velayet sahibidir. Dava esnasında mahkeme;
Hâkim, bu incelemeler sonucunda velayeti değiştirebilir veya talebi reddedebilir.
Velayetin değiştirilmesine karar verildiğinde:
Ayrıca, bu karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; şartlar değiştiğinde yeniden talepte bulunmak mümkündür.
Velayetin değiştirilmesi davasında asıl amaç ebeveynlerden birini cezalandırmak değil, çocuğun üstün yararını korumaktır. Hukuk sistemimizde hâkim, ortaya çıkan her yeni olguyu bu ilke çerçevesinde değerlendirir ve kararını buna göre verir. Velayet değişikliği talebi ciddi delil ve uzman incelemesi gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle, her somut olayda dikkatli bir hukuki değerlendirme yapılması ve ebeveynlerin haklarının yanı sıra çocuğun menfaatinin korunması esastır.
Av. Selin Kan Demirkaya