Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçu, son yıllarda yargının en çok meşgul olduğu ve ifade özgürlüğü sınırlarının en sık tartışıldığı hukuki konuların başında gelmektedir. Özellikle siyasi gündemin yoğun olduğu dönemlerde, vatandaşların veya siyasilerin yönelttiği eleştirilerde kullanılan bazı kelimelerin "hakaret" mi yoksa "ifade özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri" mi olduğu sorusu büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyunda en çok merak edilen ve yargılamalara en sık konu olan ifadelerden biri de "diktatör" kelimesidir. Bu makalemizde, güncel Yargıtay kararları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) içtihatları ışığında, "diktatör" kelimesinin hukuki niteliğini ve hakaret suçu teşkil edip etmediğini inceleyeceğiz.
İfade hürriyeti, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İnsanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirlerden dolayı kınanmama ve bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme hakkıdır. Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden biri olan ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız sayılan bilgiler için değil; aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olan düşünceler için de geçerlidir.
Bu noktada siyasetçilerin konumu, sıradan vatandaşlardan farklı değerlendirilmektedir. Siyasetçiler ve kamuoyunca tanınan kişiler, üstlendikleri işlev ve yürüttükleri kamusal yetkiler nedeniyle eleştiriye çok daha fazla katlanmak durumundadırlar. Onlara yönelik eleştirinin sınırları, sıradan bireylere kıyasla çok daha geniştir. Bir eylemin hakaret teşkil edip etmediği değerlendirilirken, siyasi sorunların özgürce tartışılmasının getirdiği yararlar ile kişinin namını koruma hakkı arasında adil bir denge kurulmalıdır.
Güncel Yargıtay kararları incelendiğinde, yüksek mahkemenin "diktatör" kelimesini kural olarak bir hakaret (sövme veya somut olgu isnadı) olarak değil, "ağır siyasi eleştiri" ve "kaba söz" kapsamında değerlendirdiği ve beraat kararları verdiği görülmektedir.
Aşağıda bu durumu teyit eden önemli ve emsal nitelikteki Yargıtay kararlarına yer verilmiştir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir basın açıklaması sırasında sarf edilen "Bir Cumhurbaşkanı ülkesinin gençliği insanları tarafından hırsız, katil, diktatör olarak anılıyorsa o Cumhurbaşkanı artık Cumhurun başkanı değildir" şeklindeki ifadeleri incelemiştir.
Bir sosyal medya hesabında 15 Temmuz sonrasında paylaşılan "Dünyanın en büyük diktatörlerinden biri şu an demokrasinin savunucusu ve mağduru oldu hayırlı olsun" şeklindeki paylaşım dava konusu olmuştur.
Yine sosyal medyada Cumhurbaşkanının fotoğrafının üzerine yazılan "DİKTATÖR deyince de kızıyor" şeklindeki ibareler yargılamaya konu edilmiştir.
Bir gazetede yayımlanan yazıda geçen "Diktatör Tayyip!" ve "Yalancı Tayyip, Diktatör Tayyip!" şeklindeki ifadeler değerlendirilmiştir.
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır. Bir eylemin hakaret sayılabilmesi için, açıkça kişinin onur ve saygınlığına saldıran somut bir olgu isnadı veya doğrudan "sövme" fiilini barındırması gerekmektedir.
Yukarıda özetlenen yüksek yargı kararlarından anlaşılacağı üzere, siyasi bir lidere yönelik "diktatör" nitelemesi, yönetim biçimine veya siyasi tutumlara yönelik bir "değer yargısı" ve sert bir siyasi eleştiri olarak ele alınmaktadır. Demokratik toplumlarda siyasetçiler, eylemleri ve kararları dolayısıyla çok sert, kaba, hatta şok edici eleştirilere tahammül etmek zorundadırlar. Yargıtay, bu tür kelimeleri "kaba söz" ve "ağır eleştiri" sınırları içinde tutarak, düşünceyi açıklama hürriyetini güvence altına almaktadır.
Mevcut hukuki düzenlemeler ve Yargıtay'ın güncel, istikrar kazanmış içtihatları bir arada değerlendirildiğinde; "diktatör" kelimesinin tek başına kullanılması, Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK m. 299) veya Kamu Görevlisine Hakaret (TCK m. 125/3) suçlarını oluşturmamaktadır. Söz konusu ifade, onur ve şerefe yönelik bir saldırıdan ziyade, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır bir siyasi eleştiri olarak kabul edilmektedir.
Hukuki süreçlerin doğası gereği, her somut olay kendi şartları, söylendiği yer, zaman ve bağlam içerisinde değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünüzün kısıtlandığını düşündüğünüz veya haksız bir ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kaldığınız durumlarda, uzman bir ceza avukatından hukuki destek almanız hak kayıplarının önüne geçecektir.
Av. Selin Kan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, ifade özgürlüğü ve ceza hukuku kapsamındaki tüm uyuşmazlıklarda müvekkillerimize profesyonel hukuki destek sağlamaktayız.
Av. Selin KAN DEMİRKAYA